Protesto, Devrim ve Toplumsal Mesaj Konulu En İyi 40 Film


Merhaba değerli Tavsiyedizifilm.com takipçileri, bu listemizde gerek bir kişinin tüm topluma gerekse toplumların kişilere karşı durduğu, çevresinde ki olaylara kayıtsız kalamadıkları ve kişilerin iç dünyalarına yolculuk edeceğimiz “Protesto, Devrim ve Toplumsal Mesaj Konulu En İyi 40 Filmi” listeleyeceğiz.

İzleyicisine verdiği mesajlarla akıllara kazınan, haklı isyanların, haksızlık karşısında ki dik duruşların, özgürlük aşkının, tek bir kişinin bir şeyleri değiştirebilme gücünün, inancın ve daha fazlasının beyaz perdeye aktarılmış en iyi hallerini göreceğiz.

İzlerken bol bol duyar kasacağınız, yeri geldiğinde ağlayıp yeri geldiğinde yürü be aslanım! diyeceğiniz birbirinden güzel devrim ve protesto aşkı içeren, toplumun gözünü kapadığı kişilerin direnişini, duygularını ve çabalarını gösteren filmlere hazırsak listemiz başlasın. 

(Dipnot: Listelerde ki sıralamalar bir değer ölçüsü olmayıp, rastgele düzenle yapılmıştır!)

1. Battle in Seattle / İsyan (2007)

Battle in Seattle, Charlize Theron’un başrolünde oynadığı ve Martin Henderson, Woody Harrelson ve Michelle Rodriguez gibi isimlerin eşlik ettiği Aksiyon ve Dramı bir arada barındıran bir film. Büyük bir eylemci grup, 1999 yılı “Dünya Ticaret Organizasyonunu” protesto etmek için Seattle da toplanırlar. Yaşanacak kaos ve kargaşa toplantıları durdurmakla kalmayacaktır.

2. One Flew Over the Cuckoo’s Nest / Guguk Kuşu (1975)

Eyalet Akıl Hastaesi’nde kısa bir tatil kulağa pek de kötü gelmiyor, öyle değil mi? Randle P. McMurphy (Jack Nicholson), damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan özgür ruhlu bir mahkumdur. McMurphy, deli numarası yaparak kendisini ‘kaçıklar’ olarak nitelediği adamların yanına aldırır. Ve hemen ardından, onun bulaşıcı düzensizlik sevdası yeni geldiği yerdeki uyuşturucu rutinle karşı karşıya gelir. McMurphy Dünya Kupası maçları oynanırken, yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasına dayanamaz. Bu, savaş demektir! Bir tarafta McMurphy vardır. Diğer tarafta ise, sinema tarihinin en soğuk ve canavar ruhlu karakterlerinden Hemşire Ratched (Louise Fletcher) vardır. Ortada ise, koğuştaki herkesin kaderi. Ken Kesey’in en çok satanlar listesindeki romanından uyarlanan Guguk Kuşu, 1975’te beş ana Akademi Ödülü’nü kazandı.

3. Fruitvale Station / Son Durak (2013)

Birkaç genç, siyah adam San Francisco kentinin Oakland-bölgesinde yer alan Fruitvale adlı BART geçiş istasyonunda protesto eylemi yaparlar. Polisler tarafından geri püskürtülmeye çalışılan eylemcilerin sesi, duyulan birkaç el silah atışıyla kesilir. Sonraki sahnelerdeyse 22 yaşında olan ve Area Körfezi bölgesinde yaşayan Oscar adlı delikanlıyı görürüz. Dünya henüz Noel arifesindedir. Fakat Oscar Hayward’da işleri yoluna koymakla mücadele etmektedir. 2008’in son gününde yanında ailesi, arkadaşları, düşmanları ve hatta tanımadığı yabancıları alarak ‘sınırları’ geçecektir…
Genç sinemacı Ryan Coogler’ın yazıp yönetmenliğini üstlendiği film dünya prömiyerini 2013 Sundance Film Festivali’nde gerçekleştirdi.

4. Rang De Basanti / Onu Sarıya Boya (2006)

Sue, İngiliz bir araştırmacıdır ve Hint kültürüne ilgi göstermektedir. Dedesinin yazdığı günlüklerden yola çıkarak Hindistan’a gidip, onların bağımsızlık mücadelesiyle ilgili bir belgesel çekmek ister. Üniversite gruplarından oyuncular toplamaya çalışan Sue için manzara oldukça gariptir; çünkü bu gençlerin hepsi yozlaşmış bir şekilde Batı kültürünün taklitçileri haline gelmiştir. Aamir Khan’nın başrolünde oynadığı ve milletlerin tarih bilinçlerine eleştirilerde bulunan filmde, gençlerin kendi toplumlarına nasıl yabancılaştığı ve bunun sonuçları mükemmel bir biçimde aktarılıyor.

5. I Am Sam / Benim Adım Sam (2001)

Sam Dawson(Sean Pean), kızı ile mutlu bir şekilde yaşayan ve Beatles’a büyük hayranlık besleyen bir adamdır.Genç adamın zeka düzeyinin 7 yaşında bir çocuğunkine eş durumda olması onları çok fazla rahatsız etmez.Kızı 7 yaşına geldiğinde ise onun için asıl sorunlar başlar. Artık kızı ondan çok daha ileri bir düzeye gelmektedir ve Sam ona pek fazla yardım edememektedir. Hükümet görevlileri kızı Sam’in yanından alırlar.Sam kızını geri alabilmek için ‘sevgi’ kelimesinin anlamına fazlasıyla uzak avukat Rita Harrison’ı (Mıchelle Pfeiffer) kiralar.

6. V For Vendetta (2006)

V,  2020 yılında ve İngiltere’de geçiyor. Ülke, son derece baskıcı bir toplum düzenini yaşamaktadır. Türlü yasaklar ve engellerle idare edilen halk, şiddet yanlısı bir konuma gelmiştir. Bu kargaşanın orta yerinde görünen gizemli V, belaya bulaşmış masum bir kadın olan Evey’i kurtarır. Ancak bu kurtarış, tam da ulusun kurtuluşunu temsil eder çünkü onun davranışı aslında toplumun uyanışını tetikleyen ve başkaldırıyı başlatan unsurdur. Tam da bu sebeple artık insanlık adına bir ayaklanma zamanıdır. Alan Moore’un romanından uyarlanan film, son derece epik bir hikayedir.

7. Schindler’s List / Schindler’in Listesi (1993)

Schindler’in Listesi, Oskar Schindler adlı bir Alman işadamının 2. Dünya Savaşı zamanında Polonya’da kurduğu fabrikada Yahudi işçileri çalıştırması ve bu sayede 1100 Yahudi’nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan film, ünlü yönetmen Steven Spielberg’in en önemli yapıtları arasında sayılan ve ona Oscar kazandıran bir yapımdır. Film, 1994 yılında 12 dalda Oscar’a aday olmuş ve 7 dalda ödül kazanmıştı.

8. Z / Ölümsüz (1969)

Yves Montard, liberal ve haliyle bolca düşmana sahip bir politikacıdır. Bir gün devletin sağ cenahı tarafından düzenlenen bir suikastin neticesinde öldürülür. Devletin artık yeni görevi, bu korkunç cinayeti saklayıp zamanı gelince tümden örtbas etmektir. Formalite gereği açılan davaya atanan savcı, olayı inceledikçe bunun sıradan bir dava olmadığını fark eder. Kısa bir süre sonra bu davanın peşine iyice kapılır ve devletin derinliklerinde ve bağırsaklarında amansız bir yolculuğa çıkar.
Costa Gavras’ın bol ödüllü filmi gösterildiği sene En İyi Yabancı Film Oscar’ının yanısıra bir de En İyi Film Oscar’ı adaylığı kazanmıştı.

9. Life is Beautiful / Hayat Güzeldir (1997)

Hayat Güzeldir’de, başkahramanımız hayat dolu Guido’nun güzeller güzeli öğretmen Dora’ya vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında savaş patlak verir. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğluna esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir. İkinci Dünya Savaşı’nın sivillerin üzerindeki yıkıcı etkisini beyaz perdeye en iyi uyarlayan filmlerden biri olan Hayat Güzeldir, tüm olumsuzluklara rağmen her daim bir umut ışığı olduğunu adında olduğu gibi, içeriğinde de barındırıyor. 

10. The Battle Of Algiers / Cezayir Bağımsızlık Savaşı (1966)

 

Uzun yıllar boyunca Fransa’nın sömürgesi olarak varlığını sürdüren Cezayir’in bağımsızlığını kazanış hikayesini anlatan film 1954 ve 1057 yılları arasındaki mücadele döneminde geçiyor. Casbah kalesinin bölmelerinde başlayan özgürlük hareketi zamanla tüm şehre yayıldığında sivil savaş patlak verir. Bir zaman sonra şiddetini artırdığında ise Fransız ordusu, terör örgütü olarak adlandırdığı, Cezayir direniş hareketi FLN’nin peşine düşerek üyelerini yok etmeye başlar. Bu savaş yıllara yayılarak insanlık tarihinin en kanlı özgürlük mücadelerinden birine dönüşür. 

11. American History X / Geçmişin Gölgesinde (1998)

Derek Vinyard, babası zenciler tarafından öldürülen bir Neo-Nazi’dir. Bir gün arabasını soymaya çalışan üç zenciyi acımasızca öldürür ve tutuklanarak hapise gönderilir. Derek, hapiste kaldığı sürede ırkçı düşüncelerini sorgulamaya başlar ve iyilikle kötülüğün her ırkın içinde varolduğunu farkeder. Kardeşi Danny de ırkçı fikirler taşımaktadır ve yaşadıklarından ders alan Derek, hapisten çıkınca Danny’ye doğru yolu göstermeye çalışacaktır.

12. Gandhi (1982)

20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan’da geçen film, bağımsızlık mücadelesi için İngiliz yönetimine karşı “Pasif Direniş”i örgütleyen Mahatma Gandhi’nin hayatından bir kesit anlatıyor.En iyi biyografik çalışmalardan biri olarak kabul edilen Gandhi, 11 dalda aday olduğu Oscar ödüllerinden “en iyi film” ve “en iyi yönetmen” dahil tam 8 ödülle döndü. Gandhi rolünde sinema tarihinin en iyi performanslarından birine imza atan usta oyuncu Ben Kingsley’nin ise “en iyi erkek oyuncu” dalında heykelciğe uzanmasıysa pek zor olmadı. Cenaze sahnesinde yaklaşık 300.000 kişinin yer almasıyla da bir film sahnesinde yer alan en kalabalık insan sayısı rekorunu da elinde bulunduran film, çarpıcı sahneleriyle hafızalardan silinmeyecek bir yapıt.

13. Suffragette / Diren! (2015)

Çocukluk yıllarından beri çamaşırcı olarak çalışan Maud Watts (Carey Mulligan), birtakım tesadüfler sonucunda kadınların oy verme hakkıyla ilgili mücadele eden süfrajetlere katılır ve seçme hakkı için mücadele etmeye başlar. Bu durum kendi eşi ve etrafındaki ataerkil toplum tarafından hiç hoş karşılanmasa da Emmeline Pankhurst (Meryl Streep) gibi öncü figürlerin yönlendirmesiyle Maud ve etrafındaki mücadele arkadaşları barışçıl çözüm yollarından seslerini duyurmak için daha saldırgan eylemlere geçmeye karar verirler.

14. Bread and Roses / Ekmek ve Güller (2000)

Meksika sınırından illegal olarak Los Angeles’a geçen Maya, ablası Rosa’nın evine yerleşir. Rosa ona, sendikasız ve güvencesiz işçi çalıştırılan bir şirkette temizlik işi bulur. Hizmet işçileri sendikası, Sam Shapiro’yu ‘temizlik işçileri için adalet’ kampanyasını örgütlemek üzere görevlendirir. Maya’yı tutkulu bir dinleyici olarak örgütlemeye çalışan Sam, ondan hoşlanmaya başlar. Hasta kocasını düşünmek zorunda olan Rosa, bu ilişkiye karşı çıkar. İşçiler halkın desteğini sağlamak üzere çaba harcarken, şirket yönetimi de işçileri bölmeye ve akıllarını çelmeye çalışır.

15. Goodbye Bafana / Özgürlüğün Rengi (2007)

Ülkede yaşayan zencilerin durmaksızın kötü muamele gördüğü ve iki ırkın arasında devlet eli ile çizilmiş derin bir ayrımın bulunduğu Güney Afrika’da yaşayan James Gregory (Joseph Fiennes) bir hapishanede gardiyanlık yapan sıradan bir askerdir. James ve karısı Gloria’nın (Diane Kruger) hayatı bir gün ansızın gelen bir terfi haberi ile değişir. James’in başka bir hapishaneye tayini çıkmıştır ve Nelson Mandela’nın (Dennis Haysbert) gardiyanlığını yapacaktır. Zencileri ülkeyi tehdit eden en önemli unsur olarak gören James’in fikirleri Mandela ile vakit geçirdikçe değişmeye başlar. James’in Mandela ve ailesine yakınlık gösterdiğini düşünen üsleri durumdan rahatsız olurlar. Mandela’nın 30 yıla yayılan özgürlük mücadelesi, James ve ailesi için de zorlu bir yolculuğa dönüşür. “Özgürlüğün Rengi” bir adamın ve bir ülkenin değişim öyküsünü anlatan güçlü bir film.

16. Bronenosets Potyomkin / Potemkin Zırhlısı (1925)

Film, Potemkin isimli savaş gemisinde kötü şartlar içinde yaşamaya mahkum edilmiş gemi tayfasının isyanını ve bu isyancıları destekleyen Odesa halkının dramını anlatıyor. Çapraz kamera hareketli kurgusuyla izleyenleri sürükleyici müthiş bir gerilim oluşturulmuş. Komünist devrim Rusyasında yapıldığı halde aslında filmde materyalizm karşıtı olan ruhçu inanca yönelik simgeleri yönetmen filme koymuştur. 

17. Spartacus / Spartaküs (1960)

Trakyalı bir köle olan Spartaküs (Kirk Douglas) bir gladyatör olarak yetiştilir. Varinia isminde bir bayana aşık olur ve o anki rejime isyan eder. Yalnız onun isyanının bir farkı tüm kölelerde özgürlük için bir kıvılcım yakmasıdır. Sayısız Oscar sahibi bir film olan ”Spartaküs” 60’lı yıllara damgasını vurmakla kalmayıp, günümüze demokrasi açısından bir pencere açmıştır.

18. Pride / Onur (2014)

1980’ler İngiliteresi’nde, muhafazakar başbakan Margaret Thatcher’ın ülkenin başındadır ve toplumun birçok kesimi büyük baskı altındadır. Bunlar arasında eşcinseller ve işçiler başı çekmektedir. 1984’te Maden İşçileri Ulusal Birliği’nin düzenlediği en uzun grevde, eşcinsel aktivistler madencilere yardım etmeye karar verirler. Ancak bu eşine az rastlanan girişim, İngiliz toplumundan farklı tepkiler alacaktır. Her şeyden önce, acaba birbirine taban tabana zıt gibi görünen bu iki grup, ortak bir amaç uğruna aynı saflarda yer alabilecek midir?

19. Bloody Sunday / Kanlı Pazar (2002)

Britanya askerleri 30 ocak 1972 tarihinde, kuzey İrlanda’nın Derry şehrinde düzenlenen insan hakları yürüyüşüne katılan 13 silahsız sivili öldürür. ‘Kanlı Pazar’ olarak anılan bu olay , son dönem İrlanda tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. senelerce birikmiş ufak tefek olaylar, bu pazar günü bir iç savaşa dönüşür. bu olay onlarca İrlandalı gencin İRA ordusuna katılarak 25 yıllık bir mücadeleyi başlatmalarına neden olur.

20. If…. / Eğer (1968)

1968 yılında erkek öğrencilerin doldurduğu bir yatılı okuldayız. Eğitmenlerin katı kurallarıyla okulda yaşam oldukça disiplinli bir şekilde kurulmuştur. Mick ve arkadaşları bu baskıcı düzenin dışına çıktıkları, gizli bir kaçamak oadası yapmışlar ve burada özgürce takılmaktadırlar. Özgürlük alanlarını okulun geneline yaymaya kalktıklarında, okulun baskıcı otoritesiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Fakat ezilen öğrencilerin, hem eğitmenleri hem de okulu ziyarete gelen önemli konukları yakından ilgilendiren bir intikam planları vardır…Ünlü İngiliz yönetmen Lindsay Anderson’ın çalışması ’68 ruhunu’ tüm yönleriyle hatırlatıyor. Filmin tüm baskıcı kurumları, özellikle de okul sistemini sert bir şekilde eleştirdiğini eklemek gerek. Okul hayatının öğrencileri bunalttığını herkes bilir ama bunun sonuçları bazen ‘yıkıcı’ olabilir.

21. 1900 (1976)

Bir arkadaşlığın, türlü sebeplerle, siyasi olaylar, ekonomik düzen paralelinde düşmanlığa bile dönüşebildiğini anlatır film. İtalya’da geçmektedir. İtalya’da çok bilinen ve meşhur toprak sahiplerinden Berlinghieri ailesinin oğlu Alfredo ve babası çiftçi olan Olmo, 1900 yılında aynı gün doğarlar. Alfredo ve Olmo’nun arasındaki ilişki, yaşları büyüdükçe keskinleşen sınıf farklılıkları ve ülke içi-dışında yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle arkadaşlıktan düşmanlığa dönüşür. Savaşa gidip gelen Alfredo, artık Marksist Olmo’nun gözünde, yok edilmesi gereken faşist bir liderden başka bir şey değildir.Usta Bernardo Bertolucci, toplumun, burjuvazi ve köylü sınıfı olmak üzere iki farklı kanadını temsil eden Alfredo ve Olmo üzerinden zamanında komünizm ve faşizmden çok çekmiş gerçekçi bir İtalya panaroması sunuyor.

22. Hunger / Açlık (2008)

IRA ile ilişkilendirilmiş bu filmde, Bobby Sands’in insanlık dışı muamelelere maruz kalışı sert bir dille ele alınıyor.
Mahkumların battaniye ve yıkanmama eylemleriyle ilerleyen direnişleri, altı hafta süren açlık grevi ile doruğa çıkıyor. Hayatı mücadele ile geçmiş Sands’ın kendi vücudunu yaşamının son savaş alanı olarak addedmesiyle yaşanan dramatik süreç muazzam bir etkileyicilikle gözler önüne seriliyor. En az hapishane mahkumları için olduğu kadar gardiyanlar için de tam bir cehennem olan hapishane dahilinde gardiyanların  alt üst olmuş psikolojisi de aktarılıyor.

22. Land and Fredoom / Ülke ve Özgürlük

‘Land and Fredoom’ bizleri İspanya Sivil Savaşı’na götürüp güzel bir aşk hikayesine tanık ediyor. Genç ve işsiz bir komünist parti üyesi olan David nişanlısını da terk edip savaş mağduru İspanya’ya gönüllü olarak gitmeye karar verir. Ordunun gözde elemanlarından biri olur ve Blanca isimli bir anarşiste aşık olur. Birlikte eşitlik ve özgürlük için savaşırlar. Ta ki bir gün asıl düşmanın karşı tarafta değil, yakınlarında bir yerde olduğunu anlayana dek.

23. Milk (2008)

Hollywood’un en duyarlı yönetmenlerinden Sean Penn, kâh Irak savaşına karşı çıkmış, bazen de işçi sınıfı lehinde açıklamalar yapmış, tercihini her zaman ezilenler lehinde kullanmakta beis görmeyen, sinemanın yüz akı bir sanatçı olmasıyla maruftur. Milk ile de, duyarlı olduğu bir diğer konu, gey hakları konusunda idol addedilen Harvey Milk’in yaşamını beyazperde’ye aktararak yine farkını gösteriyor. 1977’de, Harvey Milk San Francisco Şehir Meclisi’ne seçilerek Amerika’da eşcinselliğini saklamadan bir devlet kadrosunda üst düzey yöneticiliğe seçilen ilk kişi olmuştur. Zaferi, sadece eşcinsel hakları adına önemli değildi. Politik alanda koalisyonlar peşindeydi. Yaşlı vatandaşlardan sendikalı işçilere kadar herkes için, Harvey Milk bir uğurda savaşmanın anlamını değiştiren, 1978’de ölümüne kadar da tüm Amerikalıların kahramanı haline gelen biri oldu. Sean Penn’e ikinci Oscar’ını kazandıran film, aynı zamanda en özgün senaryo ödülüne de sahip oldu.

24. Reds / Kızıllar (1981)

Yüzyıl başlarının başına buyruk yazar, şair ve gazetecisi John Reed, Sovyet devrimini yakından izleme fırsatı bulmuş hemen tek Amerikalı’ydı. İşte Warren Beatty’ye ‘En İyi Film ve Yönetmen’ olarak Oscar getiren üç saatlik bu dev yapım, bu ilginç kişiliğin yaşam öyküsünü anlatıyor. Görkemli bir epik, sürükleyici ve de gerçek bir serüven, görkemli sahneler, birinci sınıf oyunculuklar. Ve de 1920’lerde Amerikan politika ve sanat ortamına derinden bir bakış.

25. Selma / Özgürlük Yürüyüşü (2014)

1965’te Alabama eyaletinin Selma kentinden eyalet başkentine giden 87 km’lik bir yol vardı. Bu yolda o dönem ABD tarihine geçen üç protesto yürüyüşü gerçekleştirildi. Martin Luther King’in öncülük ettiği bu yürüyüşler, kamuoyunu harekete geçirdi ve dönemin ABD Başkanı Johnson Oy Hakkı Kanunu konusunda köşeye sıkıştı. Nihayetinde protestolar etkili oldu ve kanun çıktı. Değişen Amerika’nın hikayesini anlatan filmin yönetmenliğini Ava DuVernay’ın üstlenirken filmin senaryosu Paul Webb’e ait. Filmin başrolünde David Oyelowo yer alırken Tim Roth, Tom Wilkinson, Oprah Winfrey, Martin Sheen, Carmen Ejogo, Cuba Gooding Jr. gibi isimler zengin oyuncu kadrosunda kendisine eşlik ediyor. Bu epik ve tarihi yapımın prodüktörlüğünü ise “12 Yıllık Esaret / 12 Years A Slave” filminin yapımcıları üstleniyor.

26. Viva Zapata! (1952)

Film, Meksikalı devrimci Emiliano Zapata’nın hikayesini konu alıyor. Bir dönem ülke Porfirio Diaz tarafından yönetilirken Emiliano Zapata, kendi varlığını ortaya koymak sureti ile köylülere yardım eder. Toprakları ellerinden alınan bu insanlar için bir ışıktır o. Bu vesile ile de kanun kaçağı durumuna düşer. Kardeşi Eufemio ile birlikte dağa kaçarak Madero’nun isyancı güçlerine katılırlar.Zapata ve dava arkadaşları savaş alanında çok başarılı olurlar. Diaz ülke dışına kaçmak zorunda kalır. Madero, Zapata ve diğer ileri gelenler kazanan tarafta yer almanın etkisi ile davranan askeri güçlerine hakim olamazlar. Madero ortadan kalkınca Zapata’ya diğer bir rakip Pancho Villa ile işbirliği yapmak düşecektir.

27. Cry Fredoom / Özgürlüğün Çığlığı (1987)

1970’li yıllarda Güney Afrika’daki ırk ayrımına karşı birlikte savaşan iki arkadaşın gerçek öyküsünü konu ediniyor. Siyahi aktivist Stephen Biko ile beyaz gazeteci Donald Woods, zaman içinde birlikte mücadele etmeye başlarlar. Biko’nun hükümet güçleri tarafından öldürülmesiyle altüst olan Donald, tüm dünyanın yaşanan olaylardan haberdar olması için elinden geleni yapacaktır.

28. Made In Dagenham / Kadının Fendi (2010)

Sosyal adaleti ele alan neşeli ve dokunaklı İngiliz komedisi Kadının Fendi gerçek hayattan esinlenip feminist bir ittifakı anlatırken izleyicileri kahkaha tufanına sürüklüyor. 1968 yılında, İngiltere’deki bir Ford fabrikasında geçen filmde cesur bir grup kadın güç birliği yapıp adalet için ayaklanıyor. Mücadelenin gayesi, cinsel ayrımcılığın önünü keserek erkeklerle eşit kazanç ve haklar elde etmek. Hayatları mutfakla fabrika arasında geçen, işçi sınıfına mensup sıradan kadınlar patronlarına, kocalarına ve devlete karşı durmak zorunda kalıyor, ama sonunda amaçlarına ulaşıyorlar.

29. Che: Birinci/İkinci Bölüm (2008)

Uzunluğu dolayısıyla ‘Che’ filmini ikiye bölen Steven Soderbergh, ilk bölüm ‘The Argentine’de Küba Devrimini ele alıyor. 1956 yılında Fidel Castro aralarında o zaman doktor olan Ernesto ?Che? Guevera’nın da bulunduğu bir grup isyancıyla Küba’ya yelken açar. Amaçları Amerika’nın desteklediği diktatör Batista Rejimi’ni devirmektir. Savaşçı ruhu ve insanları etkileme gücüyle Che çok kısa zamanda Küba’da geniş bir hareket başlatır. Doktorluktan geniş kitlelerce desteklenen bir devrimciye dönüşmüştür.

30. The Green Mile / Yeşil Yol (1999)

Bir hapishanede gardiyanlık yapan Paul Edgecomb’un görevi, hücrelerinden alınan idam mahkumlarını, elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına kadar olan bir millik yeşil yoldan götürmektir. Edgecomb yıllar boyunca bu yoldan sayısız idam mahkumu nakleder. Ama hiçbirisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı biri olan Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça duygulu ve karmaşık bir iç dünyası olan Coffey, bazı doğa üstü güçlere sahiptir. Edgecomb onunla yakınlaştıkça artık hiç beklenmedik yerlerde mucizelerin olabileceğine inanmaya başlayacaktır.

31. The Hunt / Onur Savaşı (2012)

Onur Savaşı’nda 40 yaşındaki Lucas, geçirdiği zor boşanma döneminin ardından hayatını yeniden düzene koyabilmenin peşindedir. Kreşte bir iş bulur, yeni bir kız arkadaşı vardır ve ergenlik çağındaki oğluyla arasındaki sorunlu ilişkiyi onarmaya çalışmaktadır. Artık her şey yoluna girmek üzereyken işler ters gitmeye başlar. Sadece öylesine söylenmiş küçük bir yalan, içinde yaşadığı kasabaya bir virüs gibi yayılır ve Lucas kendini hayatı ve saygınlığı için savaşırken bulur.

32. Good Will Hunting / Can Dostum (1997)

Can Dostum’da Will Hunting genel iq’nun çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı akşamlardan birinde, bir sınıfın tahtasında yazılı olan bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi neredeyse imkansız olan bu problemi rahatlıkla çözen Will, sessizce ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde problemi yazan profesör tarafından keşfedilen Will bu başarısını diğer sorularda da sürdürecektir. Ancak bir kavga sebebiyle hapis cezasına çarptırılan gencin, bu beladan kurtulabilmek için profesöre ihtiyacı vardır.

33. Into the Wild / Özgürlük Yolu (2007)

Into the Wild, bir metropolden vahşi hayata, kirlilikten saflığa ve temizliğe dönüş hikayesidir. Önemli bir üniversiteden dereceyle mezun olan Christopher aynı zaman başarılı bir atlettir de. Mezuniyet sonrası verilen bir davette ailesine istediği hayatın bu olmadığını, bir şeylerin eksik ve yanlış olduğunu söyler. Genç adam tüm mal varlığını hayır kurumuna bağışlayıp sahip olduğu her şeyi evinde bırakarak bambaşka bir hayata doğru uzun bir yolculuğa çıkar. Alaska’nın ıssız ormanlarında sona eren bu yolculuk esnasında ve sonrasında Christopher, hayatını kökünden değiştirecek bazı kişilerle tanışarak, hayatın anlamını ve ölümün kaçınılmazlığını en sert haliyle deneyimleyecektir. 

34. Million Dollar Baby / Milyonluk Bebek (2004)

Milyonluk Bebek’te Frankie Dunn, tüm hayatını ring üzerinde dehşet dövüşçüler yetiştirerek geçirmiştir. Boksörlerine öğrettiği en önemli ders hayatın temel kuralıdır : Her şeyin ötesinde daima kendini koru! Zaman içinde kızından kopmanın acısı ile uyanışa geçen Frankie, uzun zamandır hiç kimseyle fazla yakınlaşmayı tercih etmeyen bir adamdır. Frankie’nin salonuna bakan tek arkadaşı eski boksör Scrap, onun hırçın mizacının ardında 25 yıldır affedilmeyi bekleyen bir adamın var olduğunu bilir. Bir gün Maggie Fitzgerald kapıdan içeri girer ve boks öğrenmek istediğini söyler.

35. 12 Years a Slave / 12 Yıllık Esaret (2013)

12 Yıllık Esaret, özgürlüğünü geri kazanmaya çalışan bir adamın hikayesini anlatıyor. 1841’de New York’ta yaşayan Solomon Northup, kendisini müziğe adamış siyahi bir adamdır. Ailesiyle birlikte yaşayan Solomon, özgür yaşayan ve istediği şeyleri yapabildiği için mutlu bir adamdır. Fakat bir gün bir müzik işi için 2 adam ile tanışır ve çalışmak için Washington’a gider. İnandığı medeni dünya alt üst olur çünkü kendisini kaçırıp Güney’de bir çiflikte köle olarak çalışması için satarlar. Özgürlüğünü korumak için verdiği tüm emekler ve mücadele yerle bir olmuş, hayatı kabusa dönmüştür. Bu cehennemde Solomon acıyı, şiddeti, küçük düşürülmeyi yeniden öğrenecek ve isyan etmeye cesareti olmayan br grup insanın umutsuzluğuna şahit olacaktır. Sevdiklerini ve hayatını geri almak için ne yapması gerektiğini kesinlikle bulmuştur.

36. Hotel Rwanda (2004)

Hotel Rwanda filminde, kaosun Rwanda’nın günlük yaşamının başrollerinden birini oynadığı günlerde, Paul Rusesabagine, Kigali’de oldukça pahalı bir otel yönetmektedir. Onun için ırk kategorize edilmesi gereken bir insan özelliği değildir. Bir Tutsi olan Tatiana ile mutlu bir evlilikleri vardır. Tutsi isyankarlarının öldürülmesiyle biten barış süreci sonucunda katliama başlayan Hutu milisleri, şehri bir kan gölüne dönüştürmektedirler. Paul, hem kendi ailesini hem de masum insanları korumak üzere bir şeyler yapmak zorundadır.

37. The Stoning of Soraya M. / Soraya’yı Taşlamak (2008)

Freidoune bir gazetecidir. Arabası bozulduğu için durduğu küçük bir köyde Zahra ile tanışır. Mütedeyyin insanların çoğunlukla yaşadığı bu köyün sakinlerinden Zahra, Freidoune’un peşini bırakmaz. Çünkü onun bir basın görevlisi olduğunu anlamıştır ve Zahra, onunla konuşabilmek için ısrarla peşine takılır. Yeğeni Soraya bir gün önce aynı köyde yaşadığı insanlar tarafından vahşice katledilmiştir. Ölmeden önce yeğenine söz veren Zahra, bunun köyün sırlarının arasına gömülmemesi için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Tek umudu da bu gazetecinin elindedir, dinlemeli ve bu küçücük köyün büyük günahını tüm dünyaya anlatmalıdır.

38. Philadelphia (1993)

Eşcinsel ve işinde başarılı bir avukatın (Tom Hanks) birgün AIDS virüsü taşıdığını fark edilip, çok geçmeden çalıştığı hukuk bürosundaki işine de sudan bir sebepten dolayı son verilir. Şirketin patronu ile arasının çok iyi olmasından dolayı buna çok şaşıran avukat, şirketi ve patronu aleyhine mahkemeye dava açmaya karar verir. Böylece AIDS kurbanın bir insanın toplum içindeki yerini sorgulayan bir dava da başlamış olur. Ve ona bu hukuk mücadelesinde arkadaşı (Denzel Washington) yardımcı olur.

39. The Boy in the Striped Pyjamas / Çizgili Pijamalı Çocuk (2008)

2. Dünya Savaşı’nın kara günlerinde, arkadaş olmaya çalışan iki çocuğun hikayesi. 8 yaşındaki Bruno ailesiyle Berlin’den ayrılır ve Polonya’da yaşamaya başlar. Babasının işi için taşındıkları bu yerde bir de arkadaş edinir. Arkadaşı tellerin arkasında kalan bir Yahudi’dir. Bruno’nun yaşadığı yer, 1.5 milyon Yahudi’nin öldürüldüğü Auschwitz toplama ve yoketme kampının bitişiğindedir. Oğlunun tellerin ardında yaşananlarla ilgili gerçeği öğreniceğinden kaygılanan Bruno’nun annesiyse oğlunu bu ’’arkadaş’’lıktan korumaya çalışır. John Boyne’un dünya çapında güzel eleştiriler alan aynı adlı romanından uyarlanan film, tarihin acıyla dolu anısını küçük bir çocuğun gözünden hatırlatarak, masumiyet ve insanlık dehşetini zarif bir dille beyazperdeye yansıtıyor. 

40. Do the Right Thing (1989)

New York Brooklyne’de, yılın en sıcak günündeyiz. Mahallede geveze bir DJ’yin yeteneklerini sergilediği bir radyo istasyonu ve Koreli bir çiftin işlettiği bakkal dükkanı dışındaki yegane hareket merkezi, mıntıkanın bir beyazın işlettiği tek ticarethane olan pizzacıdır. Sal’ın Meşhur Pizzaları isimli dükkanda adamın birbirinden deli saçması iki oğlu ve bezgin siyahi Mookie çalışmaktadır. Mookie’nin hayatında ise gereğinden fazla sorumluluk sahibi kızkardeşi Tina dışında, iki kankası, rap düşkünü sessiz Radio Raheem ve çabuk alevlenen mizacıyla Buggin’ Out vardır. Buggin? bir gün Sam’ın dükkanında asılı bir İtalyan asıllı Amerikalılar köşesinde neden hep beyazlar olduğunu gündeme getirip mahalle çapında eylem yapmaya kalkar. Küçük aklıyla hesabedemediği şey ise, sinirlerin zaten gergin olduğu bu yılın en sıcak gününde olayların ne kadar kolay kontrolden çıkabileceğidir. 80’lerde yapılmış Amerikan filmleri içerisinde en değerlilerinden biri kabul edilen Do the Right Thing ile Spike Lee, çok zor bir şeyi başarmış ve ırkçılık gibi tehlikeli bir konuyu olanca karmaşıklığına rağmen enfes bir şekilde beyazperdeye aktarmıştı. Nitekim sonraki yıllarda istediği sinemayı yapabilecek gücü de bu filmin başarısından aldığını söylemek yanlış olmaz.

BONUS: Boys Don’t Cry / Erkekler Ağlamaz (1999)

Nebraska’nın Falls şehri, Brandon Teena (Hilary Swank) adındaki delikanlıyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu, tüm kadınların olduğu gibi tüm kasabalının da dikkatini ve ilgisini çekmişti. Karizmatik kişiliği ve masum yüzünün arkasında kocaman bir sır gizliyordu. O herkesin olduğunu zannettiği kişi değildi. Her genç insan gibi hatalar yapıyordu ve bu hatalarını da çok pahalıya ödemek zorundaydı. Yeni sevgilisi Lana ve gözü pek arkadaşı John arasındaki sınırları yanlışlıkla aşınca sır, bir vahşetle ortaya çıktı. Brandon Teena; hararetli bir aşık, toplumdan dışlanmış kimsesiz bir hayalperest, cesur bir hırsız ve haksızlığa uğramış trajik bir suçluydu. 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

462
706 Paylaşım, 462 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Efsane Efsane
376
Efsane
İyi Geldi İyi Geldi
330
İyi Geldi
İlginç İlginç
289
İlginç
Tebrikler Tebrikler
248
Tebrikler
eruiluvatar
Orta Dünya hayranı, mitolojist, sinema ve dizi sever.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir format seçin
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın

Send this to a friend